ANONİM ŞİRKET GENEL KURUL KARARININ İPTALİ

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 1996/8720

K. 1997/136

T. 21.1.1997

• ANONİM ŞİRKET GENEL KURUL KARARININ İPTALİ ( Toplantı Nisabına Uyalmamış Olmasının Kararın Yoklukla Malül Olmasına Neden Olacağı – Mahkemenin Resen Dikkate Almasının Gerekmesi )

• ANA SÖZLEŞME ( Kanunla Öngörülen A.Ş. Genel Kurul Toplantı Nisabı – Ana Sözleşme İle Ağırlaştırılmasının Mümkün Olduğu )

• GENEL KURUL TOPLANTI NİSABININ AĞIRLAŞTIRILMASI ( Kanunla Öngörülen A.Ş. Genel Kurul Toplantı Nisabı – Ana Sözleşme İle Mümkün Olduğu )

• YOKLUK ( A.Ş. Anasözleşmesinde Belirlenen Toplantı Nisabına Uyulmadan Alınan Genel Kurul Kararın Yok Hükmünde Olması )

• ORTAĞIN TOPLANTIYA DAVET EDİLMEMESİ ( Yapılan Usulsüzlüğün Tek Başına Genel Kurul Kararının İptalini Gerektirmemesi – Genel Kurul Kararının İptalini Dava Etme Hakkı Vermesi )

6762/m.372,388/3

ÖZET : Anonim şirketlerde genel kurula ortakların çağrılmasına ilişkin Yasa ve anasözleşmede öngörülen gerekliliklere uyulmaması veya bir takım usulsüzlükler yapılması, tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmemektedir. Bu hal, yani ortağın usulünce çağrılmamış olması, kendisine genel kurul kararlarının iptalini dava etme hakkı bahşeder. Ayrıca, alınan kararların iptalini gerektirir yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturan sebeplere dayanılmalıdır.

Ancak, toplantı nisabına uyulmamış olması, genel kurul kararlarının yoklukla malul olmasını sonuçlandırdığından, davacı tarafça bu husus açıkca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınmak gerekir. Davalı şirket anasözleşmesinin 21.maddesiyle şirket esas sermayesinin en az yarısından bir fazlasını temsil eden pay sahiplerinin katılımı olağan genel kurul toplantı nisabı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar. TTK.nun 3585 sayılı Yasa ile değişik 388/3.maddesiyle bu oran şirket sermayesinin en az yarısı olarak öngörülmüş ise de, Yasanın belirlediği nisapların anasözleşmeyle ağırlaştırılmasının mümkün bulunmasına, sözkonusu Yasa maddesi değişikliğinde, şirketleri bağlayıcı ve anasözleşmelerini bu hükme adapte etmelerini zorunlu kılan bir hüküm sevkedilmemiş olmasına, bu değişikliğe rağmen aynı Yasanın dörtte bir temsil esasını düzenleyen 372.maddesinin muhafaza edilmesi karşısında, TTK.nun 388.maddesindeki değişikliğin, davalı şirket anasözleşmesindeki bu düzenlemeyi değiştirmeyeceğinden, henüz yasa değişikliğine adapte edilmeyen anasözleşme maddesindeki toplantı nisabı sağlanmadan şirket esas sermayesinin yarısını temsil eden paydaşların huzuru ile toplanan genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tesbiti ile davanın kabulüne karar verilmek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.5.1996 tarih ve 847-417 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, tarafların dava dışı O… AŞ.nin ortakları olduğunu ve müvekillerinin ( ll00 ) hissenin yarısına sahip bulunduklarını, 10.2.1994 tarihli genel kurulda müvekillerinden Hüseyin’in yönetim kurulu başkan vekilliğine, davalılardan Erdem’in başkanlığa ve Ali . de üyeliğe seçildiklerini, adı geçen davalıların 6.6.1995 tarihinde toplanarak ve müvekillerinden Hüseyin’in imzasını sahte olarak kullanmak suretiyle 26.6.1995 tarihinde genel kurul yapılmasını kararlaştırdıklarını ve TTK.nun 368.maddesinin öngörüldüğü çağrı merasimine uymaksızın icra ettikleri genel kurulda diğer davalı ile birlikte yönetim kurulu üyeliklerine getirildiklerini ileri sürerek bu genel kurulun tüm sonuçları ile birlikte iptalini, alınan tüm kararlarla seçilen yönetim kurulunun yasadışılığının tesbiti ile faaliyetlerinin durdurulmasını ve şirketin tüm kayıtlarına el konulmasını talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilebileceğini, genel kurul kararı ve toplantıya çağrı merasiminin yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalılardan Hüseyin ve Meliha’nın, aynı konuda şirket tüzel kişiliğini hasım göstererek açmış bulundukları, aynı mahkemenin 1995/l028 sayılı dava dosyası, ilk dava ile birleştirilmiştir.

Mahkemece, şirket kayıtlarına, genel kurul tutanaklarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iddia edildiği gibi davacılardan Hüseyin’in imzası genel kurula çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararında sahte olarak yer alsa dahi bizatihi bu hususun genel kurulun iptalini gerektirmediği, ancak alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduklarının ispat edilmesi koşulu ile iptalinin istenebileceği,ancak bu hususta bir iddia ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Anonim şirketlerde genel kurula ortakların çağrılmasına ilişkin Yasa ve anasözleşmede öngörülen gerekliliklere uyulmaması veya bir takım usulsüzlükler yapılması, tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmemektedir. Bu hal, yani ortağın usulünce çağrılmamış olması, kendisine genel kurul kararlarının iptalini dava etme hakkı bahşeder. Ayrıca, alınan kararların iptalini gerektirir yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturan sebeplere dayanılmalıdır.

Ancak, toplantı nisabına uyulmamış olması, genel kurul kararlarının yoklukla malul olmasını sonuçlandırdığından, davacı tarafça bu husus açıkca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınmak gerekir. Davalı şirket anasözleşmesinin 21.maddesiyle şirket esas sermayesinin en az yarısından bir fazlasını temsil eden pay sahiplerinin katılımı olağan genel kurul toplantı nisabı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar. TTK.nun 3585 sayılı Yasa ile değişik 388/3.maddesiyle bu oran şirket sermayesinin en az yarısı olarak öngörülmüş ise de, Yasanın belirlediği nisapların anasözleşmeyle ağırlaştırılmasının mümkün bulunmasına, sözkonusu Yasa maddesi değişikliğinde, şirketleri bağlayıcı ve anasözleşmelerini bu hükme adapte etmelerini zorunlu kılan bir hüküm sevkedilmemiş olmasına, bu değişikliğe rağmen aynı Yasanın dörtte bir temsil esasını düzenleyen 372.maddesinin muhafaza edilmesi karşısında, TTK.nun 388.maddesindeki değişikliğin, davalı şirket anasözleşmesindeki bu düzenlemeyi değiştirmeyeceğinden, henüz yasa değişikliğine adapte edilmeyen anasözleşme maddesindeki toplantı nisabı sağlanmadan şirket esas sermayesinin yarısını temsil eden paydaşların huzuru ile toplanan genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tesbiti ile davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.1.1997 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu yazı Şirketler Hukuku kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.