BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI

BASIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/24

K. 2017/8704

T. 26.12.2017

 

4721/m.24,25

5187/m.1,3

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 21/02/2013 gününde verilen dilekçeyle basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 19/02/2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı …’nun yönetim kurulu başkanı olduğu, davalı … Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş.’ye ait … gazetesinde davalı … tarafından kaleme alınan 23/01/2013 tarihli yazıda, dava dışı …’un aksi ispatlanmış, gerçek dışı ve asılsız iddialarına yer verilmesi sebebiyle davacının kişilik haklarının saldırıda bulunulduğunu belirterek, oluşan manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, röportaj veren davadışı … ile davacı arasında bir ilişki bulunduğu, bu sebeple yapılan haberin güncel ve görünürdeki gerçeğe uygun olduğu, kişilik haklarına saldırı kastı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesiyle 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki a aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Dosya kapsamından; dava dışı …’un 2010 yılındaki iddialarına dair 08/08/2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, buna karşın söz konusu iddialarla ilgili olarak aradan üç yılı aşkın bir süre geçtikten sonra aynı röportaja dayanılarak, … gazetesinde davalı … tarafından 23/01/2013 tarihinde “…-… ilişkisi” başlıklı yazının kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu yazıda; davacıya dair güncelliği bulunmayan ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara konu olaylara ve iddialara yer verilmekle kişilik haklarına saldırı gerçekleşmiştir. Şu durumda, yayın hukuka aykırı olduğundan davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda belirtilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 26.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu yazı Avukat, Hukuk, Hukuki Danışmanlık, Kişilik Hakları, Medeni Hukuk, Tazminat Davası kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.