EVLİLİK BİRLİĞİNİN BOZULMASI

EVLİLİK BİRLİĞİNİN BOZULMASI

Asıl ve birleşen davalar, karşılıklı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma ile bağımsız açılan tedbir nafakası istemine ilişkindir.Mahkemece, “evlilik birliğinin kocanın kusurlu davranışları sonucu temelinden sarsıldığı” kabul edilerek, kocanın boşanma davasının reddine, kadının açtığı birleştirilen boşanma ve nafaka davalarının kabulüne karar verilmiş ve kadın yararına kararda gösterilen miktarlarda maddi ve manevi tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Oysa davalı-davacı ( kadın)’ın da kocasına basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde fiziki şiddet uyguladığı, “geri zekalı, hayatımdan çık git, seni istemiyorum” diyerek eve almadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadın da kusurlu olup, koca da boşanma davası açmakta haklıdır. O halde kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekir.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2017/2-2286

K. 2017/2026

T. 20.12.2017

4721/m.166

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 11. Aile Mahkemesince “davacı/ birleşen davalının davasının reddine, davalı birleşen davacının davasının kabulüne” dair verilen 27.06.2013 gün ve 2012/317 E., 2013/836 K. sayılı karar, davacı birleşen davalı vekilinin ve katılma yolu ile davalı birleşen davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.03.2014 gün ve 2013/23038 E., 2014/6225 K. sayılı kararı ile;

( … Mahkemece, “evlilik birliğinin kocanın kusurlu davranışları sonucu temelinden sarsıldığı” kabul edilerek, kocanın boşanma davasının reddine, kadının açtığı birleştirilen boşanma ve nafaka davalarının kabulüne karar verilmiş ve kadın yararına kararda gösterilen miktarlarda maddi ve manevi tazminata ve yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Oysa davalı-davacı ( kadın)’ın da kocasına basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde fiziki şiddet uyguladığı, “geri zekalı, hayatımdan çık git, seni istemiyorum” diyerek eve almadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadın da kusurlu olup, koca da boşanma davası açmakta haklıdır. O halde kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır…),

Gerekçesiyle karar bozulmakla yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl ve birleşen davalar, karşılıklı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma ile bağımsız açılan tedbir nafakası istemine ilişkindir.

Davacı birleşen davalı ( erkek) vekili müvekkilinin emekli olmasıyla birlikte sorunlar çıktığını, davalının müvekkilini beğenmemeye başladığını, “sen adam mısın, erkek misin, seni sevmiyorum, istemiyorum git bu evden” şeklinde hakaretler ettiğini, 01.03.2012 tarihinde müvekkilini eve almadığını, küfür ve hakaret ederek evden kovduğunu, ertesi günü müvekkilinin eve gitmesine rağmen yine eve alınmayıp darp edildiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velayetin babaya tevdiine ve 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı birleşen davacı ( kadın) vekili ( birleştirilen) bağımsız tedbir nafakası talepli dava dilekçesinde, eşinden sürekli şiddet gördüğünü, eşinin ortak edindiği taşınmazları, banka ve borsada bulunan paraları kaçırma ihtimalinin olduğunu ileri sürerek 1.500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı birleşen davacı ( kadın) vekili ( birleştirilen) boşanma talepli dava dilekçesinde, davalının müvekkiline defalarca hakaret edip müvekkilini evden kovduğunu, müşterek çocuklar ve evin ihtiyaçları için çok az harcama yaptığını, evliliğin son yedi yılında davalının cinsel anlamda sorunları olmasına rağmen tedaviye yanaşmadığını, genellikle küserek kimseyle konuşmadığını, en son 26.02.2012 tarihinde aradığı kitabı bulamayan davalının müvekkiline hakaretler edip yumrukla vurduğunu, müvekkilinin şikâyetçi olması üzerine davalının ceza aldığını, davalının ayrı yaşamaya başladığı dönemde de başka bir kadınla yaşamaya başladığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilerek maddi ve manevi tazminat ile nafakaya hükmedilmesini istemiştir.

Mahkemece, asıl davada kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğuracak kusurlu davranışı kanıtlamadığından davanın reddine, erkeğin her vesileyle sorun çıkartıp kadına ve çocuklara şiddet uygulaması, evin ihtiyaçlarının karşılanmasında sosyal refah düzeyine nazaran özenli davranmaması şeklindeki kusurlu davranışları neticesinde evlilik birliğinin sarsıldığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuk Ahmet’in yaşı ve yaşam alışkanlıkları nazara alınarak velayet hakkının anneye tevdiine, çocuk için 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, davalı birleşen davalı kadın lehine 20.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata, kadının yoksulluk nafakasını talebinin reddine, birleşen tedbir nafakası davasının ise erkeğin yukarda belirtilen kusurlu davranışları sebebiyle davalı birleşen davacı kadının ayrı yaşama hakkı doğduğundan kabulüne karar verilmiştir.

Davacı birleşen davalı vekilinin ve katılma yolu ile davalı birleşen davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık kısmında açıklanan gerekçerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece davacı birleşen davalı tanıklarının binada bulunma sebeplerini açıklamalarına dair beyanlarına binada sürekli bir kapıcısının olması ve temizliğin de bu kapıcı tarafından yapılması sebebiyle itibar edilmediğini, bu sebeple ve özellikle tanık olarak dinlenen müşterek çocukların beyanları da nazara alındığında davacı/ birleşen davalı tanık sözlerinin boşanmayı temine yönelik sözler olduğu, temyiz sırasında dosyaya konulan Ankara 14. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 08.10.2013 tarih ve 2012/169-2013/784 Sayılı kararında sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, açıklanmayan bir hüküm olup mahkemeyi bağlayan bir mahkûmiyet hükmü olmadığı belirtilerek önceki hükümde direnilmiştir.

Direnme kararı davacı birleşen davalı ( erkek) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda davalı birleşen davacı kadının da kusurlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre, davacı birleşen davalı erkeğin boşanma davasının kabul edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı birleşen davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 20.12.2017 gününde oybirliği ile tebligat tarihinden itibaren on beş günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere karar verildi.

Bu yazı Aile Hukuku, Avukat, Boşanma Davası, Hukuk, Hukuki Danışmanlık, Kişilik Hakları, maddi tazminat, Medeni Hukuk kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.