İPOTEĞİN FEKKİ VE KÖTÜ NİYET TAZMİNATI İSTEMİ

 İPOTEĞİN FEKKİ VE KÖTÜ NİYET TAZMİNATI İSTEMİ

                            Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğu bu durumda davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığından eş rızasına gerek olmadığı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atan, davalı bankanın güven verip davalı bankanın asıl borçluya kredi kullandırmasından sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, kredi ve kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihten dava tarihine kadar sessiz kalmasının dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/5618

K. 2017/1675

T. 2.3.2017

6102/m.7

6098/m.584/ son

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı … Gıda İnş. Teks. Turz. İletişim San. ve Tic. Ltd Şti. arasında 01.08.2013 tarihli 250.000,00 TL limitli genel ticari kredi sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ancak kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibarelerinin müvekkilinin el yazısı ile yazılmadığını, ayrıca müvekkilinin kefil sıfatıyla sözleşmeye imza attığında, evli olmasına rağmen eşinin yazılı rızası olmaksızın kefalet sözleşmesinin akdedildiğini belirterek, kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeni ile hükümsüzlüğünün ve müvekkilinin 239.179,14 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin fekkine, % 20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davaya konu kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin 350.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibarı ile banka alacağının 239.179,14 TL olduğunu davacının borcun tamamından hukuken sorumlu bulunduğunu, ipotek tesisine dair işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde aile konutu olduğuna dair bir şerh bulunmadığını, bu durumda müvekkili bankanın ipoteğe dair kazanımının iyi niyetli olduğunu ve bu kazanımın hukuken korunması gerektiğini, ipotek tesis işleminin yapıldığı anda eşin onayının alınması zorunluluğunun da olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davaya konu genel kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğu bu durumda TTK’nun 7 ve TBK’nun 584/ son fıkrası uyarınca davacının da şirket ortağı ve yöneticisi gibi kefalet vermiş sayıldığından eş rızasına gerek olmadığı, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atan, davalı bankanın güven verip davalı bankanın asıl borçluya kredi kullandırmasından sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi, kredi ve kefalet sözleşmesinin imzalandığı 30/07/2013 tarihinden dava tarihi olan 19/11/2014 tarihine kadar sessiz kalmasının TMK’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 02.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bu yazı Avukat, Borçlar Hukuku, Genel, Hukuk, Hukuki Danışmanlık, İş Davaları, İş Davası, iş hukuku, maddi tazminat, Ticaret Hukuku kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.