KOOPERATİF AİDAT VE DİĞER ALACAKLARI

                

KOOPERATİF AİDAT VE DİĞER ALACAKLARI

         Kooperatif genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, ( belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup ) aidatın veya şerefiye bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına dair alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda,genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, anapara faizi olmayıp,temerrüt faizine ilişkindir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır.

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/4999

K. 2012/6768

T. 19.11.2012

1163/m. 42

6098/m. 88, 120

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davacının davalı kooperatifin 43 ve 45 numaralı üyesi olduğunu, ödeme yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalı kooperatifin 2008 yılı olağan genel kurul toplantısında davacı dahil bazı üyeler ile kooperatif yönetimi arasında çıkan tartışmalar sebebiyle davalı kooperatifin geriye doğru gecikme zammı borcu çıkardığını, davacıya gönderdiği ihtarnameler ile üyeliklerinden dolayı 200,00 TL asıl alacak, 24.800,15 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 25.000,15 TL’nin 10 gün içerisinde ödenmesinin istenildiğini, bu ihtarnamenin tebliğinden sonra davacının borcu bulunmadığı için herhangi bir hukuki işlem yapmadığını, davalının bu kez 30 gün ödeme süresi vererek yeni bir ihtarname gönderdiğini ve davacıyı ihraç etme çabası içine girdiğini, borcu bulunsa dahi zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, davalı kooperatif tarafından yaratılan muarazanın men’ine, davacının davalı kooperatife asıl alacak ve gecikme zammı borcu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının üyelik aidatlarını zamanında yatırmaması sebebiyle borcu olduğunu, genel kurul kararına göre gecikme zamları 5.000,00 TL’nin altında olan üyelerin borçlarının affedildiğini, buna rağmen kooperatifin zamanında borçlarını yerine getirmeyen üyelerine haklı olarak ihtarname çektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 2.4.2012 tarihinde davacıya yeniden bilirkişi raporu alınması için 350,00 TL ücret ve 50,00 TL diğer gider olmak üzere 400,00 TL gider avansının yatırılması için iki haftalık süre verilmiş ise de, davacı tarafından davalı kooperatif hesabına her bir üyelik için 31.12.2009 tarihine kadar yapılan ödemelerin bilirkişi tarafından hesaplamaya dahil edilmesi sebebiyle yeniden rapor alınmasına gerek görülmediği, bu ara kararın sonucuna göre davanın usulden reddedilmediği, önceki bilirkişi raporu yeterli görülerek davacının her iki üyelik için toplam 760,00 TL aidat, 32.812,00 TL gecikme cezası borcu olduğu gerekçesiyle, davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- ) Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Eylül 1996 tarihinden 31.12.2009 tarihine kadar davacının asıl alacak ve gecikme zammı borcu hesaplanmıştır. Mahkemece, davacının, davalının bildirdiği borçların zamanaşımına uğradığını da iddia ettiği gözönünde bulundurularak, borcun BK’nın 126/4. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde istenilip istenilmediği hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.

Öte yandan, ( borcun tamamen veya kısmen zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılması halinde ) temyiz aşamasında; 6098 Sayılı Türk B.K. yürürlüğe girmiş olup, Türk B.K.’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 Sayılı Kanunu’nun 7. maddesinde aynen “Türk B.K.’nun kamu düzenine ve genel ahlaka dair kuralları ile geçici ödemelere dair 76’ncı, faize dair 88’nci, temerrüt faizine dair 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne dair 138’nci maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

6098 Sayılı Türk B.K.’nun 88. maddesinin “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, 1. fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranını yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine dair 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, 1. fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüd faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da 1. fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdi faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranının anılan yasal düzenlemedeki yerine gelince; para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 42. maddesine göre genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkini haizdir. Konut Yapı Kooperatifi Tip Anasözleşmesi’nin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir.

Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, ( belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup ) aidatın veya şerefiye bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına dair alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, 818 Sayılı BK’nın 101/2. ( 6098 Sayılı TBK’nın 117. ) maddesi hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK’ nın 88. maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, 120. maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak faizi oranı, belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 Sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate alınmak zorundadır.

Somut olayda, hükme esas bilirkişi raporunda Eylül 1996 tarihinden 31.12.2009 tarihinde kadar davacının aidat ve gecikme faizi borcu hesaplanmış olup, davacının borcu kooperatif genel kurul kararlarıyla belirlendiğinden ve genel kurul kararları da sözleşme niteliğinde olduğundan davacının menfi tespit istemine konu ettiği borç kalemlerine uygulanması gereken azami faiz oranı TBK’nın 120/2. maddesinde düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olduğundan, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata, yani 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır.

Bu durumda, mahkemece, davacının zamanaşımı iddiasının incelenmesinden sonra tamamen ya da kısmen zamanaşımına uğramadığı belirlenen aidat ve gecikme faizi miktarının saptanması halinde karar tarihinden sonra yürürlüğe giren anılan yasal düzenleme yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay bakımından değerlendirilerek, gerektiğinde bilirkişiden gerekçeli, açıklamalı ve denetime elverişli bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu yazı Avukat, Borçlar Hukuku, Hukuk, Hukuki Danışmanlık, İş Davaları, İş Davası, iş hukuku, Tespit Davası kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.