MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

8212946Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İfade özgürlüğünü ilgilendiren bu tür davalarda hükmedilecek tazminatın saldırı ile makul bir orantılılık göstermesi gerektiği, saldırı ile makul bir orantılılık göstermeyen tazminat kararlarının ifade özgürlüğüne yönelik müdahale oluşturabileceği gözetilmelidir. Davaya konu yayında; olay tarihi, olayın gelişimi ve haberin veriliş şekli ile yasal ilkeler göz önünde tutulduğunda takdir edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Davacı için daha alt düzeyde bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekir.

T.C.

YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ
  2. 2016/4076
  3. 2016/6379
  4. 9.5.2016

4721/m.4

 

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar … ve diğeri aleyhine 19.7.2010 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.12.2013 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- ) Diğer temyizine gelince;

Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu yazıda, “ … ” başlığı altında; ( … davası heyetini görevden uzaklaştırma planını hazırlayan … üyesi … gibi isimlerin bulunduğu … toplantılara 13 kez katıldığı ortaya çıktı… Aralarında … sanıklarının ‘ …’ iddianameye yansımış, “ … ” de katıldığı belirtilmişti… Bu isimlerden birisinin … olduğu ve 13 toplantıya katıldığı belirlendi. Toplantılar, sanık … “ … ” sözleriyle biliniyor… …’daki kilitlenme, … düzenleyen sanık … savcılarına yaklaşımını da hatırlattı. … “ … ” dediği ortaya çıkmıştı … şehir yapılanması … ve … … tutuklandığı … dosyalarına bakan savcıların görevden alınmasını istemesiyle gündeme gelen … tarafından da … cinayeti sanığı … öldürülmesi olayında suçlanmıştı … terör örgütü iddiasıyla başlatılan soruşturmayla ilgili hazırlanan iddianamede … örgütün amaçları doğrultusunda yapıldığı anlatılmıştı… ) ifadelerine yer verilmiştir.

Davacı, haber ile kendisine ağır isnat ve hakaretlerde bulunulduğunu, kendisine yönelik sistemli bir kampanyanın yürütüldüğü, gerçek dışı ve abartılı yorumlar yapıldığını, izinsiz olarak fotoğrafının kullanıldığını belirterek uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.

Davalılar, haberin kamuoyunun bilgisi dâhilinde yapıldığını, görünür gerçekliğin bulunduğunu ve hukuka uygun sınırlar içinde kalındığını savunmuşlardır.

Mahkemece, yayın sebebiyle ceza mahkemesi tarafından mahkûmiyet kararı verildiği ve hukuka uygunluk sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel ( objektif ) olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği 4721 S. TMK’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi ( fonksiyonu ) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum ( tatmin ) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

AİHM kararlarında da, ifade özgürlüğünü ilgilendiren bu tür davalarda hükmedilecek tazminatın saldırı ile makul bir orantılılık göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Saldırı ile makul bir orantılılık göstermeyen tazminat kararlarının AİHS 10. maddesine yönelik müdahale oluşturabileceğini belirtmiştir .

Davaya konu yayında; olay tarihi, olayın gelişimi ve haberin veriliş şekli ile yukarda gösterilen ilkeler göz önünde tutulduğunda takdir edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Davacı için daha alt düzeyde bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda ( 2 ) sayılı bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ( 1 ) sayılı bentte açıklanan sebeple reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu yazı Avukat, Genel, Hukuk, Ticaret Hukuku, Ticari Dava kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.