HESABA KONULAN BLOKENİN KALDIRILMASI İSTEMİ

 

faiz

Dava, hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, kredi sözleşmesindeki kefil aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK’nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK’nın uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, sözleşmenin kefalet başlıklı 70. maddesindeki “kefilin asıl borçlunun tüm borçlarına kefil olduğu” yönündeki düzenleme geçerlidir. Ayrıca, asıl borçlunun kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı 2 adet meri teminat mektubundan kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı kefilin hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin geçersiz olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına bloke konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/192

K. 2014/10334

T. 3.6.2014

6098/m.21,592

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2012/395-2013/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı, dava dışı C. Ö.’nın davalı bankadan almış olduğu toplam 16.000,00 TL meblağlı 2 adet teminat mektubu borcuna kefil olduğunu, 16.000,00 TL nakit bloke karşılığında asıl borçluya ait araç kaydına konulan rehnin kaldırılmış olmasına rağmen, kefil olan kendisine ait bu miktardaki blokenin kaldırılmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, bloke kaldırılarak 16.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı C. Ö.’nın 2 adet kredi kartı limitinin isteği üzerine düşürülmesi ve meri teminat mektupları için 16.000,00 TL’lik blokaj konulması nedeniyle asıl borçlunun aracı üzerindeki rehnin kaldırıldığını, asıl borçlunun kredi kartından kaynaklanan borçlarını ödememesi nedeniyle Genel Nakdi ve Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesinin 72. maddesi uyarınca hesabına konulan 16.000,00 TL tutarlı bloke çözülerek kredi kartı borcundan düşüldüğünü, C. Ö.’nın müvekkili bankaya olan kredi kartı borcunun yasal takipte izlenmesi, meri teminat mektubu riskinin de yasal takibe intikal riskinin yüksek olması ve davacının Genel Nakdi ve Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesi’nde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunması nedeniyle davacının hesabına konulan blokenin kaldırılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl borçlunun kredi borçlarını tamamen ödediği gibi sözleşme kapsamında olan 16.000,00 TL tutarındaki teminat mektupları nedeniyle de hesabında 16.000,00 TL bloke için para bıraktığı, ancak davalı bankaca bu bloke paranın bir kısmının sözleşme dışındaki şahsi kredi kartı borçlarına sayıldığı, davacının imzaladığı kredi sözleşmesinin 72. maddesinin TBK’nın 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu niteliğinde olup, aynı Kanunun 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği, TBK’nın 592. maddesi karşısında davacı bankanın asıl borçlunun aracı üzerindeki rehni ve banka hesabındaki blokeyi kaldırmasına rağmen kefilin parası üzerine bloke koymasının yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile bloke kaldırılarak 16.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, hesaba konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Her ne kadar mahkemece, kredi sözleşmesindeki kefil aleyhine düzenlemelerin 6098 sayılı TBK’nın 21. maddesi kapsamında yazılmamış sayılacağı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kredi sözleşmesinin 06.02.2006 tarihli olması nedeniyle uyuşmazlığa 6098 sayılı TMK’nın uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, sözleşmenin kefalet başlıklı 70. maddesindeki “kefilin asıl borçlunun tüm borçlarına kefil olduğu” yönündeki düzenleme geçerlidir. Ayrıca, asıl borçlunun kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı 2 adet meri teminat mektubundan kaynaklanan riski de devam ettiğine göre bankanın davacı kefilin hesabına koyduğu blokede bir usulsüzlük bulunmamakta olup, mahkemenin sözleşmedeki kefil aleyhine düzenlemelerin geçersiz olduğu, asıl borçlunun aracı üzerinde rehnin ve hesabındaki blokenin kaldırılmasına rağmen kefilin hesabına bloke konulmasının doğru olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu yazı Avukat, Borçlar Hukuku, Genel, Hukuk, İş Davası kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.